Tüm insanlar geçmişe özlem duyar, geçmişte yaşamak ister. Eski bir filmi ya da geçmişi anlatan bir sahneyi gördüğünde çoğu insan şunları söyler “ne yıllardı be” , “keşke o zamanda yaşasak”, “o devirde yaşamak vardı”. Aslında her şey aynı eskiden de kavgalar vardı şimdide var. Eskidende eşitsizlik vardı şimdide var. İnsanların kimi zengin kimi fakir kimi güzel kimi çirkin kimi uzun kimi kısa kimi sakat kimi sağlıklı. Bu eşitsizlikleri çoğaltmak o kadar kolay ki. Tüm dünyada bu böyle. Her yerde eşitsizlik.
Günümüzde insanlar için hiçbir kavaramın değeri, anlamı yok. Cebine üç kuruşu koyan istediği her şeyi yapıyor. Diğerleri de buna seyirci kalıyor. Bir suç işlendiğinde adalet hiçbir zaman yerini bulmuyor. Bazen düşünüyorum da, yok yok hep düşünüyorum, en iyisini İran yapıyor. Kısasa kısas hırsızlık mı yaptın kolun kesiliyor. Birisinin namusuna mı göz diktin idam ediliyorsun. Adalet budur aslında.
Gelelim Türkiye’ye. Bizde de her şey aynı. Eşitsizlik o kadar fazla ki eşitlik diye bir şey yok denecek kadar az. Birde şu var batılılaşma. Zamanında Osmanlı devleti bir grup genci batıya göndermiş, oradan bilim sanat ve diğer gelişimler hakkında bilgiler getirsinler diye. Peki oraya giden gençler ne yapmış. Oranın yaşamına ayak uydurup, kimisi hiç gelmemiş, kimisi de oranın giyim kuşamını, zevkini alemini getirmiş. Günümüzde de bu aynı şekilde devam ediyor. Batılılaşma adı altında korkunç bir batağa sürükleniyoruz. Gençlerimiz için eskiden evlilik kutsaldı. Eşine sadık olma onun sözünden çıkmama ve ömür boyu yanında olmak kutsaldı. Fakat günümüzde böyle bir şey söz konusu bile değil. Eşlerden birisi canı istediği zaman her şeyi silip gidiyor. Birde evlilik öncesi ilişkiler aldatmalar o kadar yaygın ki artık. İnsanlığımdan utanıyorum bazen. Kızlarımız erkeklerimiz 15-16 dedin mi cinsellikten hiç kaçınmıyor ve ilişkiye giriyor. Bu gençlerin gözünde namus kavramının ne kadar basitleştiğinin bir göstergesidir. Eskiden evlenince ve ilk kez eşiyle yaşanan bu olaylar artık alelade bir şey haline gelmiş durumda.
Sorumlular şunlar bunlar diye bir sınıflama yok. En başta aileler sonra bu çocukları eğiten öğretmenler sonra bu ülkenin emniyetini sağlamakla görevli polisler gibi gibi gibi... çok fazla sorumlu var. Çözüm ne? Çözüm diye bir şey yok. Gelecekte daha beter olacak. Herkes her şeyi bilecek ve yaşayacak. O zaman işte kıyametin geldiği gündür. O zaman ölüm kapıyı çalmıştır.
Ölüm söylemesi çok kolay fakat anlamı çok olan bir kelimedir. Her insan ölemez. Ölüm bazı insanlar içindir. Çünkü şu dünyada insanlık adına hiçbir şey yapmamış aksine her türlü pisliği yapmış fakat insan adı altına sığınmış o kadar çok varlık var ki. Onlar insan değiller. Onları anlatacak kelime yok. Bu yüzden onlar ölmezler çünkü yaşamazlar. “İnsanoğlu çiğ süt emmiştir” sözü mükemmel bir sözdür. Son olarak bu sözü açıklayım. “İnsanoğlu çiğ süt emmiştir” yani her an her şey beklenir. Sen sen ol ama en önemlisi insan ol.
Osman Sezer BULGUROĞLU
|
|
Adı Soyadı | : | Osman Sezer Bulguroglu |
| Kan Gurubu | : | 0 | |
| Doğum Tarihi | : | 18.9.1985 | |
| Doğum Yeri | : | Ankara | |
| Bulunduğu İl | : | Ankara |
|
İnsanlık |
|
...devamı |
|
Yaşayanlar Yaşamayanlar |
|
...devamı |