Herkesin sevdası çocukluklarıyla baÅŸlar ya, bende çocukluÄŸumdan baÅŸlamak istiyorum bu yazıya.
1910 Yılına gidemeyiz elbet ama öÄŸretilenler ile okunanlarla biliriz Cumhuriyeti ve ÅŸanlı kulübümüzün tarihini. Bu yazı ne isyandır olanlara, ne de sempatizanlıktır yapılmakta olanlara. Bu yazı her ANKARAGÜÇLÜ'nün yüreÄŸinden dökülen sevda selleriyle anlatılabilir ancak. Henüz 7 yasındaydım tanıştığımda sari lacivert renklerle. Babam bir futbol topu alıp, üstüne tükenmez kalemle Ankaragücü yazmıştı o günün imkânlarıyla. Ve ben o gün ANKARAGÜÇLÜ olmuÅŸtum. Sanmayın bir futbol topu uÄŸruna bu takımı tutuvermiÅŸtim. Bizler sevdayı sokaklarda stat kuyruklarına öÄŸrendik, her çocuk kadar mutlu olmuÅŸtum hediyem olan ve o günlerde farkında bile olmadığım, aslında hayatimi deÄŸiÅŸtirecek olan o sâri lacivert futbol topuyla. Daha sonra ilkokuldaki tek ANKARAGÜÇLÜ bendim. Bu ortaokul yıllarımda da, lisede de, üniversitede de devam etti. Mutlaka, popülerlik ve popularizm almış basını gidiyordu 90 'li yılların o renkli kargaÅŸasında ve ben inatla, tüm arkadaÅŸlarım Prekazi'leri, Rıdvan'lari , Tanju'lari konuÅŸurken, ismini ilk defa duydukları futbolcuları anlatıyordum. Belki okulun en matrak adamı oluveriyordum bir sure sonra, çünkü ANKARAGÜÇLÜ’ ydüm ve popüler olamıyorduk, basarılar yâda baÅŸarısızlıklar hiç fark etmiyordu benim için. Çocuktum ve benim için önemli olan babamla sabah 5’ te gittiÄŸim Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nda uykuma doymamış gözlerimle maça girebilmek için beklemek ve yine sabah kahvaltımız olan simitle karnımı doyurmak, tadına eriÅŸilmez bir mutluluktu. Ben Mac günleri sabah 5 ‘lerde kahvaltı niyetine yenilen simitlerle tanıdım ANKARAGÜCÜ’mü
.
Eskiden böyle deÄŸildi hicbirÅŸey, gazetelerden kesip biçilen ANKARAGUCU amblemleriyle yaptık biz çıkartmalarımızı. Defterimize gururla yapıştırdık. İstanbul antipatisi o yıllarda iÅŸledi benim yüreÄŸime. ÖlmüÅŸse nur içinde yatsın, yaşıyorsa Allah uzun ömür versin, bir öÄŸretmenim vardı ortaokul yıllarımda, sınıfa girdiÄŸi andan itibaren BeÅŸiktaÅŸ BeÅŸiktaÅŸ diye sınıfa bağırttırır, bağırmayanı sözlüye kaldırırdı. Ben hiçbir sözlüden geçemedim :) bir çocuktum ve kırılgandım ama GURURLU VE GUCLU OLMAYI TUM BUNLARIDA ANKARAGÜÇLÜ OLMAKLA ÖZDEÅžLEÅžTİRİP, dik durmayı babalarımızın 90 li yıllarda sürekli dile getirdikleri sloganlardan öÄŸrenmiÅŸtik. O yıllarda baÅŸladı bende İstanbul antipatisi. Defterimin üstüne bindir zorlukla gazetelerden kesip 404 ile yapıştırdığım ve beklide bir daha elde edemeyeceÄŸim amblemleri yırtmasına izin vermediÄŸim için, kalmıştım matematik dersinden… Sonra karnemi deÄŸiÅŸtirip babama yalan söylemiÅŸtim. Yıllar sonra anlattım gerçi babama; ANKARAGÜCÜ’nün bir öÄŸrenciyi nasıl cesaretlendirebildiÄŸini.
DeÄŸerli büyüklerim sevgili kardeÅŸlerim, bizler baÅŸarisizliklar içinde öÄŸrendik vefayı, saygıyı. Ne çok basarîli olabildik nede gururumuzu çiÄŸnettik. ANKARAGÜCÜ bizim yasam felsefemizdir dedik, bir okul gibi hep büyüklerden öÄŸrendik her koÅŸulda herÅŸeyi.
Her zaman inandıklarımız vardı, bazen birbirimizi yedik bazen birlikte sabahladık deplasman yollarında. Åžimdilerde bir oluÅŸumdur bir dönüÅŸümdür almış basını gidiyor. Biri çıkıyor takm ruhu bumuydu diyor, öteki çıkıp ben bu hocaya bunu yapmalarına izin vermem diyor. Bundan öncede birileri ayni ÅŸeyleri farklı melodilerden söylüyorlardı...
Herkes gitti. 19 Mayisin dili yok ki konuşsun. Oradaki insanlar belgeselci değillerdi ki kanıt toplasınlar.
Herkes gitti, kaldı sadece sâri lacivert renklerle bezenmiÅŸ yürekler.
Bu takımın büyük taraftarına Antalya'da canlandırıcı sandım diyen kaptanlarda gitti, bu takım taraftarının üzerine atlayan Bolu finalini kazanan Kaptan Adil'lerde gitti. Bizlerde gideceÄŸiz elbet birgün, ama ÅŸeref kavramı ve lisan, edep, erkân bilmek kalıtsal olsa gerek. Bir bünyeye edep aşısı vurulmamışsa küçükten, asla iflah olmaz hayat denen bu hikâyede.
Åžimdi öfkelenmek midir bize yakışan, yâda sineye çekmek midir?
Kabadayı filmlerinden özenip ahkâm mı kesmeliyiz cümle âleme, yoksa küfürler yaÄŸdırıp istifa diye mi bağırmalıyız?
Günlerdir sürüyor bir ANKARAGÜCÜ RUHU tartışması. Bir takıma ruhu veren sahadaki kapitalist dünya futbolunun gereklerini yerine getirmek zorunda olan ve bunu her defasında profesyonellikle süsleyen futbolcu kardeÅŸlerimiz midir sizce?
Yoksa bir takıma ruhu veren çocukluktan beri yüreÄŸinde SARI LACİVERT ÅŸarkılar söyleyen gerçek ANKARAGÜÇLÜLER 'mi olmalıdır?
Ben ne Ahmet’çi oldum, ne Mehmet’çi. Ben ne gidene yas tuttum ne de gelene paÅŸamsın dedim. Çünkü hep bildim ve ezberledim, gelende bir süre kalıp gidecekti nasıl olsa.
BaÅŸarı bizim yediÄŸimiz simitlerde bizim topladığımız gazete kupürlerinde, annelerimize diktirdiÄŸimiz kaÅŸkollerde, stat önlerinde içilen biralarda, sigaralarda, baÅŸarı bizim ruhumuzda, biz bunu hiç kaybetmedik ki neyin tartışmasını yapıyoruz?
Sistemler deÄŸiÅŸecektir elbet, yönetimler, teknik ekipler, hepsi gelip göreceklerdir elbet. Kimisi beÄŸenmeyip gidecektir, kimisi kalmak istediÄŸi halde zindan olacaktır Ankara sokakları ona.
Bu yazı ne gidene yazılmıştır nede gelenlere ve gelecek olanlara.
Bu yazı ANKARA SEVDALILARI’na ithafen yazılmıştır.
Bu yazı ANKARAGÜÇLÜLER’e YAZILMISTIR.
Gelin sadece ÅŸuna inanalım; bunca sene her yerde olduk, bizden önce bizim büyüklerimiz vardı, bundan sonra bizim küçüklerimiz bir bu kadar daha neden olmasın?
Elimizi vicdanımıza koyup, çocukluk hatıralarının uÄŸruna, içimizdeki kırılgan çocukların hatırına, hak edene hakettiÄŸi deÄŸeri verip, hakketmeyenden hakkımızı isteyelim.
Bu taraftar ne 50 kiÅŸidir, nede seni alkışlayan 50.000 kiÅŸiyle özdeÅŸleÅŸtirilir Sayın Özat.
GeldiÄŸin camianın tarihini bileceksin! Bu taraftar baÅŸarılarda görmüÅŸtür, ruhun ne demek olduÄŸunu herkesten de iyi bilir. İstanbul 'da gördüklerinle ANKARA'mı asla kıyaslama ÅŸansına eriÅŸemeyeceksin! Seni Türk futboluna armaÄŸan eden, çocuk yasta futbola baÅŸladığın bu büyük camianın taraftarına da asla yersiz cümlelerle karşılık vermeyeceksin!
Ben ne tezgâh bilirim ne de grupçuluk, ne Cemal'ciyim nede Gökçek’çi! Ben hatıralarımın, çocukluÄŸumda benim beynime yüreÄŸime kazıdığı, BÜYÜK ANKARAGÜCÜ'nün evladıyım. Bu camianın, buradaki insanların kardeÅŸiyim yada aÄŸabeyleriyim. Ben ne teknik ekibim taktik vereyim, ne de kulup baÅŸkanıyım transferler yapayım...
Ben bugün bile yediÄŸim her simitte ANKARAGÜCÜ adını zikrediyorsam besmele misali, sende bu hatıralara saygı duyacaksın ve görevini dillendirmeden laiki ile yapacaksın.
Bu camianın yürekli insanları, seni aldığın tek baÅŸarısızlıkla yuhalayıp, sonraki hafta alkışlayan 50.000 kiÅŸiye benzemez. Bu camianın evlatları gönül kapısı açık yürekli ÅŸahsiyetlerden oluÅŸur. Sen can olduktan sonra baÅŸarısızda olsan canını verecek kadar sever seni.
HERKES HADDİNİ BİLMELİ VE 1910-2010 YILLARI ARASINDAKİ TALİHLİ TALİHSİZ TÜM HADİSELERİ GÖZDEN GEÇİRMELİDİR.
DİLEĞİM ODUR KI BIZLERE BORÇLANDIÄžIN VE TELAFİSİNİ KOLAYLIKLA YAPIP GONLUNU BIR ÇOCUK YÜREĞİ KADAR KOLAY ALABİLECEĞİN BU DELI DOLU İNSANLARDAN ÖZRÜNÜ BİRAN ÖNCE DİLERSİN...
Saygılarımla…


