
GüneÅŸli pazar günü homurdana homurdana da olsa düÅŸmüÅŸtük Yenikent yoluna. Önceki hafta alınan galibiyetin anlam kazanması için bu maçta da beklenti üç puandı. Taraftarın bu beklentisine inat, futbolcular adeta pazar rehavetindeydi. Doksan dakikada hafızalarda kalan Ankaragücü adına ''bu da kaçar mı?'' denilecek pozisyon olmadığıydı. Ne bir kanat bindirmesi, ne bir ÅŸut, ne rakibe basma... Hiç birinden eser yoktu. SaÄŸ tarafta Geremi-KaÄŸan, sol tarafta El Yasa-Murat rakibi zora düÅŸürücek kanat varyasyonlarının mimarları!!! El Yasa' nın maç boyunca bir kez bindirmesini görmedim, aynı ÅŸekilde KaÄŸan sanki oynadığı yeri yadırgadı, içe içe girerek topu rakip alana taşımaya engel teÅŸkil etti. Bunun yanında geri dönüÅŸleri çok zayıf olduÄŸu için Geremi çok yalnız kaldı. Gaziantep takımı bu boÅŸluklardan bayağı bir istifade etti, ancak golü bulamadı. Hürriyet-Sapara ikilisinin orta sahada varlıkları yoklukları belli deÄŸil, geri dörtlüyle aralarında zaman zaman 25-30 metre boÅŸluklar oldu. Olcan-Cesar ikilisi bu alanlarda adeta cirit attılar. Nitekim bu boÅŸluÄŸun cezasını Rajnoch’un oyundan atılmasıyla ödedik. Hakemin kararı doÄŸruydu.(kırmızı kart görülecekse böyle görülmeli) 10 KiÅŸi kaldıktan sonra zaten oynamayan takım, iyiden iyiye ''bitse de gitsek'' havasına girdi. Skoru korumak adına Vassell haricinde herkes yarı alanında kaldı ve ''yenemiyorsan yenilme'' mantığıyla oyunu tamamlayıp, ligin ikinci yarısındaki namaÄŸlup ünvanımızı sürdürdüler...
Gaziantep takımını tebrik ediyorum. Futbolun gereklerini gol haricinde yerine getirdiler. Malum o olmadan sonuç istediÄŸiniz gibi olmuyor. Taraftarlarını da 90 dakika susmadan takımlarını destekledikleri için ve bize Gaziantep’te göstermiÅŸ oldukları misafirperverlikten ötürü alkışlıyorum.
Yenikent çilesini artık dile getirmek ne kadar doÄŸru olur bilemiyorum ama gerçekten ''kabak tadı'' vermeye baÅŸladı. Maç öncesi, esnası ve sonrası zulümden öteye geçti...
Saygılar…


