Günümüz futbolunda teknik kadronun oynanan futbola ne kadar etki edebileceğine ilişkin çok değişik görüşler ve çok değişken sonuçlu araştırmalar mevcut. Alex Ferguson, bir teknik direktörün maç sonucuna etkisi % 10 ile 20 arasında değişir diyor ama bu sözüyle müthiş bir tevazu gösterdiğini onu yakından takip eden herkes biliyor.
Alman teknik direktör Toppmöller, Yıldıray Baştürk’lü, Lucio’lu, Bernd Schneider’lı, Berbatov’lu, Ramelow’lu kadrosuyla 90’lı yılların sonunda hem Bundesliga’da hem Şampiyonlar Ligi’nde Bayer Leverkusen ile ortalığı kasıp kavururken, kendisine bu takımı nasıl bu kadar formda tuttuğu sorulur, o da çok basit bir cevap verir:
-Bütün teknik ekip takıma pür neşe antrenman yapmayı nasıl sevdiririz diye kafa yorduk, hepsi bu, gerisi aynı psikoloji ile maça çıkıp oynamaya kalıyordu.
Mourinho’nun, Chelsea’yi çalıştırırken basın ve taraftarla ilişkilerinde nasıl üstten bakan bir tavır içinde olduğunu, özellikle kaybettiği maçlardan sonra yapılan basın toplantılarında, gazetecilerin “kolpa” sorularını nasıl zekice “eskiv”lerle püskürttüğünü çoğumuz hatırlıyordur. Drogba ile Four Four Two dergisinin yaptığı röportajda, muhabirin Mourinho karizma olarak senin çok çok üstünde duruyor, bu durum seni ezmiyor mu gibi siboptan bir soruya Drogba “çakal” bir cevap verir:
Yıldız oyunculardan kurulu bir ekibin başına geçtiğinizde ezilmeyecek bilgi donanımına ve karizmaya sahip olmak kolay bir iş değil tabi ki. Bugün benim gözümde “ayakkabı topuğuna basmış” Fatih Terim ile “computer ” manyağı olmuş Ersun Yanal tabi ki aynı kefede değiller ama birçok yabancı teknik direktörde bahsettiğim iki ismin sentezini görebiliyorum. İşte başarı ondan sonra oluk gibi akar deyim yerindeyse.
Joachim Löw, Bundesliga’da bir aralider durumda olan Hamburg’dan Trochowski’yi milli takıma çağırırken artık giderek Hakan Şükür’leşen Kuranyi’yi düşünmediğini hem böyle radikal bir seçimle belli ediyor hem de kim iyi ise onu takıma alırım diyor. İşte bu karizmadır, yoksa “ayakkabının topuğuna basmak” yada saha kenarında topçu tokatlamak değil.Ligde lebelebi gibi gol atan Bursaspor’lu Sercan’ı fark etmek için Joachim Löw, Mourinho, Topmöller ya da Ferguson olmanıza gerek yok, sadece normal hayatta orta seviyede işleyen bir beyin ve biraz temel futbol bilgisi.
Haa bizim takımda şu anda kenarın oyuna ve topçuya teknik katkısı ile yukarıda saydığım isimlerden herhangi birinin katkısı arasındaki fark bize uzaydaki yerimizi hesaplamaya mı yarar yoksa hormonsuz domates yetiştirmeye mi yarar, onun hesabını takım iyice dibe vurunca bir daha yaparız.
