İletişim
Reklam
Üye Girişi
Yeni Üyelik
DÜNYA KARMASI - 2010-11-05 16:53:19
Gökay Özütürk    Okunma Sayısı = 425



 

İsmail Karali(Sporun Manifestosu)




Not; BU öyküyü yıllar önce yazmıştı (2002). Hiçbir yerine dokunmadım.






EZENLER-EZİLENLER DÜNYA KARMASI MAÇI.




TAKIMLAR: EZENLER-EZİLENLER

SAHA: İlk yarı EKVATOR’da. İkinci yarı, Dünyanın

Merkezi, Anadolu-Mezopotamya arasında 2010

yılında oynanması düÅŸünülüyor.
HAKEMLER: BM ve AVRASYA Temsilcileri
GÖZLEMCİLER: BM, ABD, Rusya, Çin, Temsilcileri ve

futbologlar.
SÜRE (ZAMAN): 1900-2000 li yıllar. İlk devre.
SEYİRCİ: 6-7 Milyar.
GÜVENLİK: 100 km. bir çember içinde 5 milyon BM ve

Avrasya askeri
İLK YARI SONUCU: 6-5 Ezenler önde.

İKİ TAKIMIN GOLLERİ:

EZENLER: Hitler(2), Franko, Salazar, Bush (2).

EZİLENLER: Lenin, Atatürk, Mao, Tito ve Castro.

*************************************************************

EZENLER TAKIMI:

Geri Dörtlü; Franko (Kaleci), D. Cheney, Tayip(Yeltsin), Gorbacov,

(A.Gül)Mussolini,

Orta saha oyuncuları; Churchill, (Jironovski) Bush,, Berliskoni,

İleri Uç oyuncular; Hitler, Salazar, Evren.

Kaptan: Hitler.

Teknik Direktör: Brezinski.

Antrenör: Kissinger.

Menajer: Rockfeller.

Yedekler: Yeltsin, Jirinovski, A.Gül



GOLLER;Hitler(2), Franko, Salazar, Bush

*********************************************************
EZİLENLER TAKIMI
Geri dörtlü; Mao (Kaleci), Allende, (Putin),LENİN, Stalin, Perinçek,

Orta saha oyuncuları; Tito, (Miloseviç), ATATÜRK, Guavera,(Mandela),

İleri Üçlü; Dimitrov, Castro, Arafat, (Deniz GezmiÅŸ).

Kaptan: Lenin.

Teknik Direktör: Marks.

Menajer: Engels.

Yedekler: Deniz GezmiÅŸ, Putin, Miloseviç, Mandela.

GOLLER: Lenin, Atatürk, Mao, Tito ve Castro.

**************************************************************



İLK YARININ YORUMU:

Asrın maçının ilk yarısı 6-5 sona erdi. Ezenlerin beraberlik ve

galibiyet golünü spiker Bush’a yazdıysa da golü Tayyip attı

diye itirazlar var. Gözlemciler benzersiz karambolda golü

atanın belirsizliğine işaret ediyor ve ekliyorlar:

“Ama Tayyip’in golü atması çok zor. Bedeni saÄŸlam ama

taktik anlayışı çok zayıf,dengesiz” Öte yandan Tayyip herkesi

ÅŸaşırtıyor; kimi zaman kendi kalesine de dönüyor. Her an

oyundan çıkartılabilir. Gerçi altıncı golde Bush’a çok yakındı

ama golü Bush attı.

Kaptan Hitler ve Çorçil sürekli Atatürk’le uÄŸraÅŸmasına raÄŸmen bir ÅŸey

yapamayan Tayyip’e çok kızgın; sonunda olan oldu ve Teknik

Direktör Brezinski tarafında yaka paça dışarı çıkarıldı.

Hem de sedye ile. Yerine Yeltsin girdi.

Otoriteler, İkinci yarıda, Ezilenler takımından sol bek

Perinçek ve Putin’in çok güçlü ve cesur oyunlarını bir golle

taçlandıracağını bekledikleri bildiriliyor. ManÅŸet ve resim

altları da, tekrar tekrar ekrana getirilen görüntü de çok ilgi

çekici. Atatürk ve Lenin gerçek gol kralları oldukları için

kameralar sürekli takipte. Atatürk Perinçek’i bir kenara çekip:

“Bana yakın oyna, eksik ve hatalı taraflarımı mutlaka

kademeye girerek tamamla. Hiç kimseden çekinme,

biz gerekirse Lozan’daki gibi bütün dünyaya meydan

okuyabiliriz. Oyunu sportmence ama mutlaka sert oyna.

Ezenler dünyası ancak bu dilden anlarlar. Ezenler

Takımından Tayyip, Evren ve A. Gül’ün seni ürkütmelerine

fısat verme!” Ekranlarda zum yapılan bu ikili, terden ve

zorluklardan gözleri çakmak çakmaktı. Sanki Kocatepe’de

gibiydiler.

Teknik Direktör Marks ve Menajer Engels uzaktan takımlarını gülümseyerek izliyorlar: “Oldu bu iÅŸ…” der gibiler. Marks’ın heyecandan

yerinde duramamasına karşın Engels çok rahat. Castro,

Perinçek, Putin gibi genç oyuncularına iÅŸaretler göndererek: “Çok güzel. İşte böyle devam edin, yılmayın…” demek istiyor. Mao, 1.90lık

o dev fiziÄŸiyle bir harika. Penaltıdan attığı Üçüncü golü, kaleci olduÄŸu

halde onun ayağından, saatte 300 kilometre bir hızla gol oldu. Yenilen gollerde Mao’nun hatası yoktu ama soyunma odasında büyük

tartışma yarattı. Marks, Engels ve Lenin tartışıyorlar. Üçü de

ikinci yarıda mutlak ve farklı galibiyet bekliyorlar.

Ezenlerin gollerini atan Hitler, Franko, Salazar ve Bush çok

rahatsızlar. İkinci yarı Ezenlerin hezimete uÄŸrayacağı gün

gibi aÅŸikâr. Åžiddet ve öfke içinde, kanlanmış, ÅŸizofrenik gözler

le neredeyse çıldırmış durumdalar, çevrelerini zor görerek

soyunma odalarına girdiler; uzak koridordan Hitler’in

küfürleri duyuluyor; bu hareketlilik hakem odasını karıştırdı.

Hakem odasına dalan Hitler nereden yediği belli olmayan

darbelerle yerde cansız yatıyor. Hasta ruhu onun sonunu

getirdi.

Öte yandan Bush ve Berliskoni elinden gelse rakip oyuncular

olan Atatürk, Castro, Putin ve Perinçek’i yiyecek, bir puÅŸtluk

yapacaklar gibi; bakalım ne olacak?

Rockfeller ve Kissinger sert bakışlarla: “Bu adamları başımıza

siz bela ettiniz…” diye boÅŸluÄŸa konuÅŸuyorlar. Soroz devre

arasında yanında uluslar arası banka sorumlularıyla maçı

kenardan izledi; devre olur olmaz Ezilenlerin soyunma

odasını gözetim altında aldı, ellerindeki çantalar çok

kabarık; deste deste dolarlar. Medya yöneticileri de gözetim

altında.

Belki de Saddam ve Ladin’i arıyordur; Ladin ve Saddam hem

Ezenler takımından hem Ezilenler takımından birinde

oynamak istiyorlardı. Her iki takım yöneticileri

onları dışlayınca onlar da soyunma odasından kaçmışlardı.

Kim bilir neredeler; her iki dünyaya da yaranamamış olarak

hangi daÄŸlara çekilmiÅŸlerdir. Sorun çabuk çözüldü ikisi de

yakalanıp bilinmeyen bir yere hapsedildi.

Churchill ilk yarıda bozgunu yaÅŸadığı için o da çok kızgın.

O ÅŸiÅŸ göbeÄŸiyle soyunma odasının ortasında, aÄŸzında puro,

bir taraftan öksürük krizinden kurtulmaya diÄŸer taraftan

öfkeyle Atatürk’e saldırıyor; her ikisi de orta sahanın beyni

olduÄŸundan maç sırasında sık sık karşı karşıya geldiler.

“Kim tutuyor bu adamı kardeÅŸim, kendini Orta Asya-Anadolu

toprağında sanıyor. Sahada basmadığı yer kalmadı…” diye bağırdı.

Ona yanıt hemen geldi; Franco ve Salazar ikisi birden atıldı:

“İkinci yarıda göreceÄŸiz; siz onu ve ülkesini bize bırakın;

futbol sporu onların da başına bela olacak. Ona öyle bir

numara yapacağız ki Orta Asya deÄŸil Anadolu’yu bile

göremeyecek. Bize gerekli olan o ülkeyi futbolun içine

çekelim, bir-iki ÅŸampiyonluk, dört-beÅŸ tane yüz binlik stadyum

yapalım iÅŸleri tamam…” dediler.

Atatürk hem çok güzel paslar vererek hem de durmak bilmez

bir ÅŸekilde uzaktan yakından mermi gibi ÅŸutlar atarak tüm

takımı sürüklüyor, geride oynayan en sevdiÄŸi takım arkadaşı

Lenin ve Marks-Engels tarafından destekleniyor. Maçın bir

anında Tayyip’i çiÄŸneyip geçerken arkadan bir çelme

darbesiyle onu durdurmak istedi ama kendini pistte buldu.

İlk yanına gidenler maçı kenardan izleyen, bir zamanlar

kendine imparator adını koyan, AB hayranı bir meczup ve

Berliskoni’ydi.

Olay ÅŸöyle oldu; Atatürk, Churchill’i yine geçip hızla rakip

kaleye top sürerken, Tayyip maç sırasında sık sık yaptığını

bu kez pahalıya ödedi; yandan sert girerek güya Atatürk’ü bir

çelme ile durdurup taca atacaktı; tam girdiÄŸi anda kimsenin

beklemediÄŸi bir Türk ÅŸamarı, Şıraakkk diye tüm dünya TV’lerinde

ve sahada yankılandı.

Kimse bir şey anlamadı; kameralar, hakemler bile durumu

kavrayamadılar. Teknik Direktör Brezinski de onu çıkarmaya

hazırlanıyordu zaten; yeterince kullanılmıştı. Tayyip sedye

ile sahanın dışına alınarak doğru hastaneye kaldırıldı. Sonu

ümitsiz. Acı içinde. Yaptıklarının bedelini ödüyor.

Atatürk ve Lenin sahanın yıldızlarıydı. Sert

davranana katlayarak tavır aldığını bildiÄŸimiz Atatürk,

kendi alanında egemenliÄŸi kimseye vermiyordu. Tüm devre

boyunca Atatürk orta sahada sanki bir Çanakkale. Bu kadar

iyi oynamasaydı son adam Lenin çok zor duruma düÅŸeceÄŸi

ÅŸüphesizdi. İlk golde de Lenin’e çarpıcı gol pası veren

Atatürk’tü. Gol pası ÅŸöyle oldu. Bugün o vuruÅŸa Sokrates

vuruÅŸ diyorlar, o zaman bu vuruÅŸun adı Çanak-kale vuruÅŸuydu. Bu vuruÅŸ Atatürk imzalıydı. BildiÄŸimiz Çanak vardır ya; onu

yapanlar malzemeye öyle bir hız ve eÄŸim verirler ki kimse

çanak kabının nasıl olup bittiÄŸini anlayamaz. VuruÅŸ da öyleydi;

Çanak vuruÅŸu kaleye ÅŸut ÅŸeklinde atılırsa Çanak-kale vuruÅŸu

olurdu. Åžimdi ona üç falsolu vuruÅŸ da deniyor. Topu önünüzde

hafif sektirecek ve ayağınızı üstüyle topun yüzeyine öyle bir

falso vereceksiniz ki top bütün savunmanın üzerinden

kalecinin uzanamayacağı yere gidecek. Atatürk’ün iÅŸte bu çılgınca

vuruÅŸu direkten döndü ama yetiÅŸen Lenin bütün gücüyle

havaya uçtu ve kafayı, sakatlanmak pahasına vurarak Ezilenlerin ilk golünü attı. Golle birlikte öyle bir gürültü koptu ki tüm dünya maçı ayaÄŸa kalkarak izlemeye baÅŸladı. DiÄŸer goller de çok ilginçti. Her birini anlatmaya sayfalar yetmez.

Devre sonu, soyunma odaları da karıştı. KargaÅŸa tüm dünyaya

yayıldı. Avrasya Temsilcisi hakemin itirazı dünyayı ayaÄŸa

kaldırdı, heyecan yarattı. İkinci yarı başlayabilecek mi?

İnsanoÄŸlunun başına bu da mı gelecekti? Tüm dünya ABD’nin

bu yaptığını unutmayacak, bedelini acı ödetecekti. Olay ÅŸöyle

geliÅŸti; takımlar sahaya çıkarken sporcular doping

muayenesinden geçirilecekti. Avrasya doktorları Ezenleri,

BM Temsilci doktorları da Ezilenler takım oyuncularını

muayene edecekti. Maç baÅŸladığında BM kontrolü yaparak

kendi yerlerine geçip maçı izlerlerken, Avrasya Temsilci

doktorları yoÄŸun ve telaÅŸlı bir ÅŸekilde içeride harıl harıl çalışıyor,

hayretten dilleri tutuluyordu. Olacak iÅŸ miydi bu?

Tam devre bittiÄŸinde doktorlar durumu çözdüler ve olay

patlak verdi. Ezenler takımında üç oyuncunun muayenesi bu

kişilerin kanlarının insana pek benzemedikleri hayretle

görüldü. Muayene derinleÅŸtirildi. Tayyip (Türkiye), Bush (ABD)

ve Berliskoni (İtalya) bu oyuncular klonlanmıştı. Garip bir

tutum da sergiliyorlardı maç süresince. Durmadan naralar

atıyorlar, tehditler yağdırıyorlar sağa sola. Kenar adamlar olan

Brezinski’yi, Rokfeller’i ve Kissinger’i bile dinlemiyorlardı.

Zaman zaman sanki insanımsı, insanda olmayan teknik

kullanıyorlar ve çok acımasızca oyunculara giriyorlardı.

Bu oyuncular ilk yarıda Ezilenlerin üzerine vahÅŸice saldırdılar.

Takım kaptanı Hitler geriden ekranlara dönerek kıs kıs gülüyor:

“Beni insanlık kınıyordu hele ÅŸunlara bir bakın…” diyordu

adeta.

Kaçınılmaz olarak maç baÅŸlayacak, çünkü baÅŸka bir dünya yok.

Uzayda çok boÅŸluk var ama henüz insanoÄŸlu bu boÅŸluÄŸu tam

çözemedi. Maça devam edilecek ama bir on sene terör ve

savaÅŸ nedeniyle ertelenecek gibi. Bir de ÅŸu iddia var Dünya

otoriterleri “insanlık bu maçı mutlaka kazanacak, kazanmalı

diyorlar.” Fakat dünya da harabeye dönmüÅŸ olacak. Nefes almak

bile zorlaÅŸacak. Kendini ancak yüz sene içinde toplayabileceÄŸi

uzay bilimcilerince söyleniyor... Öte yandan maçın ikinci yarısı

yapılmayacak diyen felsefeciler de var. Onlara göre Ezenler

Takımının ülkeleri, on sene içinde ya yok olacak ya hizaya

getirilmiÅŸ olacak. Biz bu tür düÅŸünenlere katılıyoruz. Kim bilir?
   
 
     

 

Yazarlarımızın Diğer Yazıları


DÜNYA KARMASI
BİR ESKİ TÜFEK ANKARAGÜÇLÜ
TEK YÜREK İKİ ŞEHİR, İKİ PINAR TEK NEHİR
ABDÜLKADİR KAYALI
Bursa neden şampiyon olmalı
TEKNİK KATKI