|
İsmail Karali(Sporun Manifestosu)
Not; BU öyküyü yıllar önce yazmıştı (2002). Hiçbir yerine dokunmadım.
EZENLER-EZİLENLER DÜNYA KARMASI MAÇI.
TAKIMLAR: EZENLER-EZİLENLER
SAHA: İlk yarı EKVATOR’da. İkinci yarı, Dünyanın
Merkezi, Anadolu-Mezopotamya arasında 2010
yılında oynanması düÅŸünülüyor.
HAKEMLER: BM ve AVRASYA Temsilcileri
GÖZLEMCİLER: BM, ABD, Rusya, Çin, Temsilcileri ve
futbologlar.
SÜRE (ZAMAN): 1900-2000 li yıllar. İlk devre.
SEYİRCİ: 6-7 Milyar.
GÜVENLİK: 100 km. bir çember içinde 5 milyon BM ve
Avrasya askeri
İLK YARI SONUCU: 6-5 Ezenler önde.
İKİ TAKIMIN GOLLERİ:
EZENLER: Hitler(2), Franko, Salazar, Bush (2).
EZİLENLER: Lenin, Atatürk, Mao, Tito ve Castro.
*************************************************************
EZENLER TAKIMI:
Geri Dörtlü; Franko (Kaleci), D. Cheney, Tayip(Yeltsin), Gorbacov,
(A.Gül)Mussolini,
Orta saha oyuncuları; Churchill, (Jironovski) Bush,, Berliskoni,
İleri Uç oyuncular; Hitler, Salazar, Evren.
Kaptan: Hitler.
Teknik Direktör: Brezinski.
Antrenör: Kissinger.
Menajer: Rockfeller.
Yedekler: Yeltsin, Jirinovski, A.Gül
GOLLER;Hitler(2), Franko, Salazar, Bush
*********************************************************
EZİLENLER TAKIMI
Geri dörtlü; Mao (Kaleci), Allende, (Putin),LENİN, Stalin, Perinçek,
Orta saha oyuncuları; Tito, (Miloseviç), ATATÜRK, Guavera,(Mandela),
İleri Üçlü; Dimitrov, Castro, Arafat, (Deniz GezmiÅŸ).
Kaptan: Lenin.
Teknik Direktör: Marks.
Menajer: Engels.
Yedekler: Deniz GezmiÅŸ, Putin, Miloseviç, Mandela.
GOLLER: Lenin, Atatürk, Mao, Tito ve Castro.
**************************************************************
İLK YARININ YORUMU:
Asrın maçının ilk yarısı 6-5 sona erdi. Ezenlerin beraberlik ve
galibiyet golünü spiker Bush’a yazdıysa da golü Tayyip attı
diye itirazlar var. Gözlemciler benzersiz karambolda golü
atanın belirsizliğine işaret ediyor ve ekliyorlar:
“Ama Tayyip’in golü atması çok zor. Bedeni saÄŸlam ama
taktik anlayışı çok zayıf,dengesiz” Öte yandan Tayyip herkesi
ÅŸaşırtıyor; kimi zaman kendi kalesine de dönüyor. Her an
oyundan çıkartılabilir. Gerçi altıncı golde Bush’a çok yakındı
ama golü Bush attı.
Kaptan Hitler ve Çorçil sürekli Atatürk’le uÄŸraÅŸmasına raÄŸmen bir ÅŸey
yapamayan Tayyip’e çok kızgın; sonunda olan oldu ve Teknik
Direktör Brezinski tarafında yaka paça dışarı çıkarıldı.
Hem de sedye ile. Yerine Yeltsin girdi.
Otoriteler, İkinci yarıda, Ezilenler takımından sol bek
Perinçek ve Putin’in çok güçlü ve cesur oyunlarını bir golle
taçlandıracağını bekledikleri bildiriliyor. ManÅŸet ve resim
altları da, tekrar tekrar ekrana getirilen görüntü de çok ilgi
çekici. Atatürk ve Lenin gerçek gol kralları oldukları için
kameralar sürekli takipte. Atatürk Perinçek’i bir kenara çekip:
“Bana yakın oyna, eksik ve hatalı taraflarımı mutlaka
kademeye girerek tamamla. Hiç kimseden çekinme,
biz gerekirse Lozan’daki gibi bütün dünyaya meydan
okuyabiliriz. Oyunu sportmence ama mutlaka sert oyna.
Ezenler dünyası ancak bu dilden anlarlar. Ezenler
Takımından Tayyip, Evren ve A. Gül’ün seni ürkütmelerine
fısat verme!” Ekranlarda zum yapılan bu ikili, terden ve
zorluklardan gözleri çakmak çakmaktı. Sanki Kocatepe’de
gibiydiler.
Teknik Direktör Marks ve Menajer Engels uzaktan takımlarını gülümseyerek izliyorlar: “Oldu bu iÅŸ…” der gibiler. Marks’ın heyecandan
yerinde duramamasına karşın Engels çok rahat. Castro,
Perinçek, Putin gibi genç oyuncularına iÅŸaretler göndererek: “Çok güzel. İşte böyle devam edin, yılmayın…” demek istiyor. Mao, 1.90lık
o dev fiziÄŸiyle bir harika. Penaltıdan attığı Üçüncü golü, kaleci olduÄŸu
halde onun ayağından, saatte 300 kilometre bir hızla gol oldu. Yenilen gollerde Mao’nun hatası yoktu ama soyunma odasında büyük
tartışma yarattı. Marks, Engels ve Lenin tartışıyorlar. Üçü de
ikinci yarıda mutlak ve farklı galibiyet bekliyorlar.
Ezenlerin gollerini atan Hitler, Franko, Salazar ve Bush çok
rahatsızlar. İkinci yarı Ezenlerin hezimete uÄŸrayacağı gün
gibi aÅŸikâr. Åžiddet ve öfke içinde, kanlanmış, ÅŸizofrenik gözler
le neredeyse çıldırmış durumdalar, çevrelerini zor görerek
soyunma odalarına girdiler; uzak koridordan Hitler’in
küfürleri duyuluyor; bu hareketlilik hakem odasını karıştırdı.
Hakem odasına dalan Hitler nereden yediği belli olmayan
darbelerle yerde cansız yatıyor. Hasta ruhu onun sonunu
getirdi.
Öte yandan Bush ve Berliskoni elinden gelse rakip oyuncular
olan Atatürk, Castro, Putin ve Perinçek’i yiyecek, bir puÅŸtluk
yapacaklar gibi; bakalım ne olacak?
Rockfeller ve Kissinger sert bakışlarla: “Bu adamları başımıza
siz bela ettiniz…” diye boÅŸluÄŸa konuÅŸuyorlar. Soroz devre
arasında yanında uluslar arası banka sorumlularıyla maçı
kenardan izledi; devre olur olmaz Ezilenlerin soyunma
odasını gözetim altında aldı, ellerindeki çantalar çok
kabarık; deste deste dolarlar. Medya yöneticileri de gözetim
altında.
Belki de Saddam ve Ladin’i arıyordur; Ladin ve Saddam hem
Ezenler takımından hem Ezilenler takımından birinde
oynamak istiyorlardı. Her iki takım yöneticileri
onları dışlayınca onlar da soyunma odasından kaçmışlardı.
Kim bilir neredeler; her iki dünyaya da yaranamamış olarak
hangi daÄŸlara çekilmiÅŸlerdir. Sorun çabuk çözüldü ikisi de
yakalanıp bilinmeyen bir yere hapsedildi.
Churchill ilk yarıda bozgunu yaÅŸadığı için o da çok kızgın.
O ÅŸiÅŸ göbeÄŸiyle soyunma odasının ortasında, aÄŸzında puro,
bir taraftan öksürük krizinden kurtulmaya diÄŸer taraftan
öfkeyle Atatürk’e saldırıyor; her ikisi de orta sahanın beyni
olduÄŸundan maç sırasında sık sık karşı karşıya geldiler.
“Kim tutuyor bu adamı kardeÅŸim, kendini Orta Asya-Anadolu
toprağında sanıyor. Sahada basmadığı yer kalmadı…” diye bağırdı.
Ona yanıt hemen geldi; Franco ve Salazar ikisi birden atıldı:
“İkinci yarıda göreceÄŸiz; siz onu ve ülkesini bize bırakın;
futbol sporu onların da başına bela olacak. Ona öyle bir
numara yapacağız ki Orta Asya deÄŸil Anadolu’yu bile
göremeyecek. Bize gerekli olan o ülkeyi futbolun içine
çekelim, bir-iki ÅŸampiyonluk, dört-beÅŸ tane yüz binlik stadyum
yapalım iÅŸleri tamam…” dediler.
Atatürk hem çok güzel paslar vererek hem de durmak bilmez
bir ÅŸekilde uzaktan yakından mermi gibi ÅŸutlar atarak tüm
takımı sürüklüyor, geride oynayan en sevdiÄŸi takım arkadaşı
Lenin ve Marks-Engels tarafından destekleniyor. Maçın bir
anında Tayyip’i çiÄŸneyip geçerken arkadan bir çelme
darbesiyle onu durdurmak istedi ama kendini pistte buldu.
İlk yanına gidenler maçı kenardan izleyen, bir zamanlar
kendine imparator adını koyan, AB hayranı bir meczup ve
Berliskoni’ydi.
Olay ÅŸöyle oldu; Atatürk, Churchill’i yine geçip hızla rakip
kaleye top sürerken, Tayyip maç sırasında sık sık yaptığını
bu kez pahalıya ödedi; yandan sert girerek güya Atatürk’ü bir
çelme ile durdurup taca atacaktı; tam girdiÄŸi anda kimsenin
beklemediÄŸi bir Türk ÅŸamarı, Şıraakkk diye tüm dünya TV’lerinde
ve sahada yankılandı.
Kimse bir şey anlamadı; kameralar, hakemler bile durumu
kavrayamadılar. Teknik Direktör Brezinski de onu çıkarmaya
hazırlanıyordu zaten; yeterince kullanılmıştı. Tayyip sedye
ile sahanın dışına alınarak doğru hastaneye kaldırıldı. Sonu
ümitsiz. Acı içinde. Yaptıklarının bedelini ödüyor.
Atatürk ve Lenin sahanın yıldızlarıydı. Sert
davranana katlayarak tavır aldığını bildiÄŸimiz Atatürk,
kendi alanında egemenliÄŸi kimseye vermiyordu. Tüm devre
boyunca Atatürk orta sahada sanki bir Çanakkale. Bu kadar
iyi oynamasaydı son adam Lenin çok zor duruma düÅŸeceÄŸi
ÅŸüphesizdi. İlk golde de Lenin’e çarpıcı gol pası veren
Atatürk’tü. Gol pası ÅŸöyle oldu. Bugün o vuruÅŸa Sokrates
vuruÅŸ diyorlar, o zaman bu vuruÅŸun adı Çanak-kale vuruÅŸuydu. Bu vuruÅŸ Atatürk imzalıydı. BildiÄŸimiz Çanak vardır ya; onu
yapanlar malzemeye öyle bir hız ve eÄŸim verirler ki kimse
çanak kabının nasıl olup bittiÄŸini anlayamaz. VuruÅŸ da öyleydi;
Çanak vuruÅŸu kaleye ÅŸut ÅŸeklinde atılırsa Çanak-kale vuruÅŸu
olurdu. Åžimdi ona üç falsolu vuruÅŸ da deniyor. Topu önünüzde
hafif sektirecek ve ayağınızı üstüyle topun yüzeyine öyle bir
falso vereceksiniz ki top bütün savunmanın üzerinden
kalecinin uzanamayacağı yere gidecek. Atatürk’ün iÅŸte bu çılgınca
vuruÅŸu direkten döndü ama yetiÅŸen Lenin bütün gücüyle
havaya uçtu ve kafayı, sakatlanmak pahasına vurarak Ezilenlerin ilk golünü attı. Golle birlikte öyle bir gürültü koptu ki tüm dünya maçı ayaÄŸa kalkarak izlemeye baÅŸladı. DiÄŸer goller de çok ilginçti. Her birini anlatmaya sayfalar yetmez.
Devre sonu, soyunma odaları da karıştı. KargaÅŸa tüm dünyaya
yayıldı. Avrasya Temsilcisi hakemin itirazı dünyayı ayaÄŸa
kaldırdı, heyecan yarattı. İkinci yarı başlayabilecek mi?
İnsanoÄŸlunun başına bu da mı gelecekti? Tüm dünya ABD’nin
bu yaptığını unutmayacak, bedelini acı ödetecekti. Olay ÅŸöyle
geliÅŸti; takımlar sahaya çıkarken sporcular doping
muayenesinden geçirilecekti. Avrasya doktorları Ezenleri,
BM Temsilci doktorları da Ezilenler takım oyuncularını
muayene edecekti. Maç baÅŸladığında BM kontrolü yaparak
kendi yerlerine geçip maçı izlerlerken, Avrasya Temsilci
doktorları yoÄŸun ve telaÅŸlı bir ÅŸekilde içeride harıl harıl çalışıyor,
hayretten dilleri tutuluyordu. Olacak iÅŸ miydi bu?
Tam devre bittiÄŸinde doktorlar durumu çözdüler ve olay
patlak verdi. Ezenler takımında üç oyuncunun muayenesi bu
kişilerin kanlarının insana pek benzemedikleri hayretle
görüldü. Muayene derinleÅŸtirildi. Tayyip (Türkiye), Bush (ABD)
ve Berliskoni (İtalya) bu oyuncular klonlanmıştı. Garip bir
tutum da sergiliyorlardı maç süresince. Durmadan naralar
atıyorlar, tehditler yağdırıyorlar sağa sola. Kenar adamlar olan
Brezinski’yi, Rokfeller’i ve Kissinger’i bile dinlemiyorlardı.
Zaman zaman sanki insanımsı, insanda olmayan teknik
kullanıyorlar ve çok acımasızca oyunculara giriyorlardı.
Bu oyuncular ilk yarıda Ezilenlerin üzerine vahÅŸice saldırdılar.
Takım kaptanı Hitler geriden ekranlara dönerek kıs kıs gülüyor:
“Beni insanlık kınıyordu hele ÅŸunlara bir bakın…” diyordu
adeta.
Kaçınılmaz olarak maç baÅŸlayacak, çünkü baÅŸka bir dünya yok.
Uzayda çok boÅŸluk var ama henüz insanoÄŸlu bu boÅŸluÄŸu tam
çözemedi. Maça devam edilecek ama bir on sene terör ve
savaÅŸ nedeniyle ertelenecek gibi. Bir de ÅŸu iddia var Dünya
otoriterleri “insanlık bu maçı mutlaka kazanacak, kazanmalı
diyorlar.” Fakat dünya da harabeye dönmüÅŸ olacak. Nefes almak
bile zorlaÅŸacak. Kendini ancak yüz sene içinde toplayabileceÄŸi
uzay bilimcilerince söyleniyor... Öte yandan maçın ikinci yarısı
yapılmayacak diyen felsefeciler de var. Onlara göre Ezenler
Takımının ülkeleri, on sene içinde ya yok olacak ya hizaya
getirilmiÅŸ olacak. Biz bu tür düÅŸünenlere katılıyoruz. Kim bilir?
|